“Kocan kadar konuş”

10338870_10203999271206312_1960117734556087259_n

Tek derdim evlenmek olsaydı bir kere nişanı atmaz, şuan evli olurdum. Demek ki neymiş; konumuz evlilik değil, doğru adam.

Geçtiğimiz günlerde 30. Yaş günümü kutladım. Birçok kadın 30 olduğunu söylemekten çekinirken ben Sosyal Medya’da #30undabileçıtır hashtag’i kullanarak paylaşımlarda bulundum. Kısacası 30 olmak öyle abartılacak bir durum değil. Sadece üzerine bir olgunluk çöküyor, kendini acayip hissediyorsun o kadar. Peki ben kendimi çıtır hissederken ailemin, arkadaşlarımın, toplumun bana bakış açısı nasıldır dersiniz? İşte bu durumu espirili bir dil ile anlatan Şebnem Burcuoğlu’nun “Kocan kadar konuş” kitabını doğum günümde Neriman bana hediye etti. Keyifli bir okuma oldu diyebilirim. Serviste işe giderken okuduğum kitapta zaman zaman kendimi buldum ama halimin kitaplardaki kadar bir durumunun söz konusu olmadığını düşünüyorum.

Efsun…Kitabımızın baş kahramanı. 30 yaşına gelmiş, aradığı insanı bulamayıp kendini annesine, kuzenlerine, komşusunun eline bırakmış, onların gösterdiği yolda koca arayışına başlamış. (Ben henüz kendimi bırakmadım ama. Hala gerçek aşk peşindeyim ) Kendisinden küçük 23 yaşındaki kuzeni sidikli Merve evleniyor da nasıl oluyorda Efsun hala bekar. Ve hep karşısına hep gerzek tipler çıkmış. Koca bulma taktiklerini uygulamaya başladığı sırada Lise aşkı Sinan ile karşılaşan Efsun öğrendiği taktikleri bu şekilde uygulamaya başlar. Futbol maçına topuklularla gidip yanlış gole sevinmeler, sinema biletini şaşkolozluğu yüzünden kaybetmeler, anneannennesinin “bir eldeki kuş vardır bir teldeki kuş vardır, sen teldeki kuş ol” öğüdünü dinleyip Sinan ile doğru iletişimi kuramamalar derken eldeki kuştan olur. Sinan eski, lise yıllarında sevdiği deli dolu Efsun’u istiyor çünkü. Aklı fikri nikah masasında olan, triplerle, telefon kurcalamalarla erkeğini elinde tutmaya çalışan Efsun, Sinan’ın Efsun’u değildir. İşin güzel yanı Efsun, Kürk Mantolu Madonna’yı, Sebahattin Ali’yi çok sevmekte, O’ndan esinlenmeyi daha çok istemektedir. “Sizi olduğunuz gibi sevecek biri mutlaka olacaktır” der Sabahattin Ali mesela. Benim de her zaman savunduğum, olması gereken konu. “İnsanları sadece insan olduğu için sevmek…”

Kitapta bahsedilen taktilere gelince, bu taktiklerin Efsun’da işe yaramadığı gibi bende de yaramayacağını düşünüyorum. Çünkü ben buradaki hiçbir şeyi yapacak karakterde bir kadın olmadım. Efsun az buçuk bu konuda bana benziyor. Efsun’un yaptığı en akıllı iş Sinan’ı tekrar kazanmak için kendi olması, ondan özür dilemeye gitmesiydi.

Peki ya ben?

Bekar, güzel, akıllı, yalnız yaşayan kadın…

(Bu cümleler genel yorumlar olup, kendimi övmeye kalkmadım)

10428734_10204094403824568_1779798769_n

30’unda çıtır hatun olarak tüm bu baskılara göğüs germeye devam. Taa ki doğru insanı bulana kadar. Serdar Ortaç, ’40 yıl sonra aradığım aşkı buldum” diyerek evlendi. Konu evlilik olsaydı bir kez nişanı atmazdım. Konumuz doğru insan ve aşk ise işte onun için beklemek sıkıntı değil. Yaşınız kaç olursa olsun, önemli olan mutlu olabilmek. Efsun, kitapta “Anlaşamayacağımızı anlarsak veda eder ayrılırız. Bu o kadar mühim bir felaket mi?” diye sormuş ya. Benimkisi o hesap.

Aşkla…

 

About Şeyda Elif GÜVEN