Bu yazı sen üzerine al diye yazıldı

Şimdi ben buraya birşeyler yazacağım, sen de üzerine alınacaksın. Al da zaten. Çünkü bu satılar sen arada bu siteye girip okuyorsun diye yazıldı.

özledim

Şimdi görüşmüyor olabiliriz, sosyal medyada takipleşmiyor olabiliriz.  Arada ne yazmışım diye bu siteye girip baktığını biliyorum. Avuntu değil bu. Yapma Allah aşkına bakıyorsun, okuyorsun işte. Belki arama motorunda ismimi aratıp ne durumdayım diye bakınıyorsunda. Aslında bir arkadaşımı arasan haber alırdın benden. Çünkü benden daha şanslıydın bu konuda. Benim seni soracak ortak bir arkadaşımız yoktu. Sen benim dostlarımı tanıyordun, numaralarını biliyordun ama ben koskoca 4 yıl hiçbir arkadaşının numarasını alamadım. Herşeye rağmen gurur yapar arkadaşlarımı arayıp beni sormazsında, bilirim. Ama bu seninle telapatilerimizin çalışmadığı anlamına gelmiyor.

Bir gece rüyamda görüyorum seni. Ter içinde uyanıyorum.

Bir kakuleli kahve içiyorum, kalbim sızlıyor.

Ya ben ciğer yerken bile 2 şiş fazladan yiyorum. Ve ben her gece senin için de dua ediyorum. Biliyorum ki sen de duanda beni anıyorsun. Seninle kötü ayrılmadık çünkü.

Her gün senden nefret etmek için neden arıyorum. Hiçbir neden eksiltmiyor sana olan duygularımı. Ama hatırlıyorum, bir ara kızmıştım sana. Her kelimenden bir anlam çıkarmış, senden gıcık olmuştum. “Bunu bana nasıl dedi” diyerek önce kendi kendime kızdım sonra unuttum. Ben istesem de sana kızamıyorum çünkü. Öfkem geçici, duygularım kalıcı.

Bugün yine seni hatırladım. Gündüz gözü.

Çay ve kahve anoson etkisi yapıyor mu?

Ben seni unutmaya niyetlensemde 4 yılın hatrı var, unutamam.

Şimdi telepatilerin çalışsın ve bu siteye gir, sana yazdıklarımı oku. Sonra mı? Sonra yine arama beni.

Ben iyiyim, merak etme. Arada seni özlüyorum o kadar.

About Şeyda Elif GÜVEN