Gönlüme hoş geldin

Biliyorum,
Bu şehir getirecek seni bana,
Belki bir konser kuyruğunda,
Belki tıkış bir metro vagonunda…
Götürdüğü gibi getirecekBu hafta incir reçeline taktım kafayı. Senaryosu ve yönetmenliği Aytaç Ağırlar’a ait olan İncir Reçeli filminden bahsediyorum. Bu filmi ilk defa Gaziantep’ten Eskişehir’e giderken (geçtiğimiz Ramazan bayramında) Seç Turizm’in koltuklardaki televizyonlarında izlemiştim. Otobüste herkes uyuyor, gecenin bilmem kaçı ve ben bu filmi izliyorum. Herkesin fosur fosur uyuduğu sıralarda ben salya sümük ağlıyorum. Filmden çok etkilenmiştim. Keşke sinemadayken takip edip izleseydim dedim kendi kendime. Hatta o dönem filmi izleyen sosyal medyada yorumlar yazıyordu. Çok bahsedilince aslında itici gelmişti. Şimdilerde filme tekrar kafayı takmıs durumdayım. Filmdeki replikleri facebook ve twitter’da paylaşıyorum, you tube’ta filmden kareler izliyorum. En çokta boş odada, o gevrek sesle “isyan” şarkısını söylediği ve gitarda “BABALAR HER ZAMAN HAKLI DEĞİLDİR” yazan notu duvara yapıştırdığı an var ya, işte o sahneyi çok sevdim. Dün akşamda filmi bir kez daha izledim. Aynı yerde aynı tepkiyi verip, yine aynı yerde ağladım. İlk defa izliyormuş gibiydim. Ara ara izleyp aynı yoğunluğu hissetmek güzel. Film bende olduğu kadar sizde de aynı etkiyi yaratacaktır diye düşünüyorum.

Başrollerinde Melike Güner ve Sezai Paracıkoğlu’nun oynadığı film de saklandıkları yerden aşk için çıkan iki metropol insanının aşkını anlatıyor.

Günümüzde aşkın tarifi değişirken aşkın sadece seksten ibaret olduğunu zannedenler var. Bu filmde seks olmadanda aşkın olabileceğini göstermiş. AİDS hastası olan kadın “seks yok” derken,  sadece O’nun kokusuyla uyumayı seven bir erkek…

Bir haftalık aşk diye bir tarif vardı: Pazartesi bakıştık, Salı tanıştık, Çarşamba buluştuk, Perşembe aşık olduk, Cuma çıktık, Cumartesi tartıştık ve Pazar ayrıldık.  İşte günümüz aşkları bu hale gelirken filmde aşkı farklı bir bakış açısıyla anlatmış. Daha doğrusu olması gerektiği gibi, eski aşklar gibi anlatmış. Aşk sadece seksten ibaret değil. Bazen onun bir yerlerde mutlu olduğunu bilmek, sağlıklı olduğunu bilmek bile yeterli oluyor. Seksten daha önemli olan birşey varsa o da birlikte uyumaktır. Ona sarılmak, O’nun kokusuyla uyumak. Pek azımızın yapabileceği birşey değil mi?

İkisininde çırılçıplak olupta sadece birbirlerine dokundukları sahne en çok etkilendiğim sahnelerden biri oldu. “Sana dokunmak tüm kelimeleri yakmak gibi/ Sana dokunmak tüm insanları affetmek gibi”.

Yazılan notlar bana eski ev arkadaşım Aysun’u hatırlattı. Birbirimize notlar yazardık evin içerisinde. Banyonun kapısına “ Kahve taze, kahvaltıda hazır. Birşeyler yemeden çıkma”, mutfak dolabına ve odanın kapısına notlar yazardık. Erkek arkadaşlarımızın yapması gerekleri biz birbirimize yapıyoruz diye bazı zamanlar yanlış anlaşıldığımız oluyordu. Hala notlar yazıyorum, ama kendime… “Bal yemeden çıkma, bugün sinirlenmek yok” gibi. Filmdeki en güzel notlardan biri “BABALAR HER ZAMAN HAKLI DEĞİLDİR” ile “ HİÇ YADIRGAMADIM YÜZÜNÜ, İNAN ÇOK TANIDIK…GÖNLÜME HOŞ GELDİN SEVDİĞİM, KUSURA BAKMA ORTALIK BİRAZ DAĞINIK”.

Filmin müziğini yapan Engin Bayrak’a da teşekkürler. Film kadar müzikte önemlidir ve tüm müzikler çok güzeldi. AA Yapım tarafından hazırlanan film 1 Eylül itibariyle Avrupa’da da gösterilmiş.

Filmi veren Adem’e de teşekkürler. Filmi izleyipte beğenmeyenin olmayacağı, arşivde bulundurulup arada bir izlenilmesi gerekilen filmlerden biri. Bir sevgiliyle izlenilirse daha güzel olabilir ama gözyaşlarınızı kimse görmesin istiyorsanız ya evde yada Seç Turizm’de yolculuk yaparken izleyebilirsiniz.

Filmde “Bence her insanın hayatta değer verdiği en az biri olmalı” repliğinde dediği gibi, bu filmde değer verilen filmlerden biri olmalı. Türk sinemasında iyi şeyler olmaya devam ediyor. Emeği geçenlere teşekkürler.

Biliyorum,
Bu şehir getirecek seni bana,
Belki bir konser kuyruğunda,
Belki tıkış bir metro vagonunda…
Götürdüğü gibi getirecek,
Aksayan bir gecenin topal ışığında…
Sevmez bu şehir ağlayan erkeği,
Biliyorum getirecek,
Ağlamaya çeyrek kala…
Ben insanları arabanın camına vuran yağmur damlalarına benzetiyorum. Bazen, bir damla aşağı doğru kayarken, başka bir damlaya karışıp, güçlenerek daha hızlı ilerler. Ben de sana karıştım aşkım. İnsanlar acımasız, savurgan. Hiçbir şeyin sonu gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar. Bir gün, şoförün camı açabileceğini hiç düşünmüyorlar.

İşte filmle ilgili birkaç link:

http://www.incirreceli.com/

http://www.youtube.com/watch?v=b0dm_XtiYjI&feature=feedlik

 

About Şeyda Elif GÜVEN