Notice: Undefined offset: 0 in C:\vhosts\sevgilihayyam.com\httpdocs\wp-includes\capabilities.php on line 1106

Offff offff of


Notice: Undefined index: autoshow in C:\vhosts\sevgilihayyam.com\httpdocs\wp-content\plugins\wp-favorite-posts\wp-favorite-posts.php on line 442

Notice: Undefined index: autoshow in C:\vhosts\sevgilihayyam.com\httpdocs\wp-content\plugins\wp-favorite-posts\wp-favorite-posts.php on line 442

Bazen bir offf çekince nasıl da rahatlıyor insan.

Bir kaç arkadaşla konuştukça o kadar hoş şeyler çıkıyor ki ortaya. Bazı arkadaşlar diyor ki:”Yahu arkadaş, sevgiymiş mevgiymiş; bunlar çocuklara öğrettiğimiz şeyler. Ne diye şimdi bunlardan bahsediyorsun ki? Biz aştık bunları.Bazıları da dedi ki “Ya el alem yapıyor da biz mi yapacağız?”

Anlayacağınız klasik, her zaman topu başkasına atan ve bir şey yapamayan bir kesim vardır toplumda. Bu kişiler de onlardanlar işte. Yani bir şey olamayan kesim. Çünkü bir şey olmak istiyorsanız işi, sizin yapıyor olmanız lazım.

Şimdi sevgi de böyle bir şey… Ya siz bunu yapacaksınız ya da toplumun geniş kitleleri gibi hayatınızdaki eksiklikleri örtmek ve kompanse edebilmek için alkol, uyuşturucu, anti-depresan hapları ya da meditasyonlar veya dinler gibi şeylerin içine girip dünyevi eksikliklerinize gözlerinizi kapatarak, onları yokmuş farz edebilirsiniz. Hani küçük çocukların annelerinin eteğinin arkasına koşup, saklanıp, kafayı çıkarıp baktıkları gibi.

Ya da hayatımızı anlamaya yönelebiliriz.

Ama aslında bunların hepsi aynı konudur. Farklı olmaları veya birlerinden bağımsız olmaları mümkün değil ki. Biz insanlar oluşturduğumuz her şeyi, inşa ettiğimiz tüm sistemleri, yaşam koşullarını, kültür, sanat, eğitim, ticaret, spor ve aklınıza ne gelirse her şeyi aramızda ki işbirliğiyle oluşturduk. Evet buna ümitle ve hasretle özlemlediğimiz o sevgi hissi de dahil…

Yıl 2012 ve dünyaya bakacak olursak inşa ettiğimiz, yaptığımız, oluşturduğumuz aklımıza gelen her şey çökmüş durumda ya da çökmesine az kaldı. Dünyada şu anda yaşanan ekonomik krizin bizleri nereye sürükleyebileceğini daha önce bir makalemde yazmıştım. Buna ek olarak toplumsal ve ailevi sistem de çökmüş durumda. Artık gazetelerde çocuklarını öldürenler, cinnet geçirip eşini öldürenler, tecavüzler, cinayetler, terör, uyuşturucu ve radikal dincilikten tutun; toplumun her katmanından kötü haberler iflas ettiğimizi gösteriyor. Eğitim yeni nesile hitap etmiyor bile, verilen eğitim o kadar çocukların doğasına ters ki; sanki at yarışına hazırlıyoruz. Sonra sağlıklı çocuğu okula gönderip psikopat olarak eve gelişine şaşıyoruz. Spor denilen şey yıllardan beri ticaretti, şimdi ne olduğunu herkes gördü. Yani tüm dünyada, tüm toplumlar genel bir çöküntü içerisinde.

Aha size küreselleşme!

Aha dünyadaki her kesin tüm insanoğlunun ortak içinde bulunduğu durum.

Dünyadaki bazı yöneticiler bu krizi henüz hissetmiyorlar ama insan bildiğiniz gibi çok aciz bir varlık… Adama hayat iki tokat attı mı yan gelip kıvrılır “anam anam!” diye inlemeye başlar… Yalan mı?

Sevgi = Mutluluk ama nasıl bir sevgi?

İnsan doğasının kendisini hazla doldurmaya yönelik bir programla çalıştığını daha önce anlatmıştım ve bu program Toplum olarak insanların arasındaki ilişki karşılıklı düşünce ve karşılıklı anlayış olmaz ise, dolayısıyla sevgi  de olmaz ise asla ne tatmin olabilirsiniz ne de sürekli ve istikrarlı mutluluğu yakalayabilirsiniz. Neden bu doğamızla mutlu olamadığımızı önceki makalemde anlatmıştım.

Alternatifi tatminsiz gariban bir hayat. Emekli olup ölmeyi beklersiniz artık bir köşede.Belki de öldükten sonra bir yerlere uçup gideceğinize inanarak ya da bir kaç hap alarak kendinizi uyutmayı da düşünebilirsiniz. Ama böyle geçen bir ömre, ömür değil işkence denir.

Peki, etrafım bir avuç, sadece kendini tatmin etme programıyla yaşayan ve doğaları böyle olan huysuz egoistlerle dolu ise ben ne yapabilirim ki? İşin aslı olay etrafımdaki insanlarda bitmiyor ki! Etrafımdaki insanlar kuduz eşekler gibi davranıyorsa ben de mi öyle davranmak zorundayım? Dünyada bunu yapmayı düşünmem bile (bırakın eyleme geçmeyi)! Benim, dünyanın akıntısına ayak uydurmama ve anında bir sükûnet yakalayabilmeme yardımcı olur. Hem de hemen…

Doğanın kanunlarına bakarsak insan dışındaki her canlı, sadece ihtiyacı kadarı alır ve gerisini hep diğerleriyle paylaşır. Yooook! Ama ben tüm dünyayı yutmadan yaşayamam! diyorsanız hayatın ıstırapları sizi de yola getirecek merak etmeyin… Kişi açgözlülüğünü bir kenara koyar ve normal düzgün alışageldiği gibi bir hayat için çalışır ve bunu yaparken de diğer insanlara zarar vermeden, onları kazıklamadan, sömürmeden yaparsan o zaman doğanın kanunlarına ve akıntısına kendisini adapte etmiş olur ve hiç bir eksiklik hissetmez. Ne maddi ne de manevi… Kişinin gelişimi için en önemli şey çevredir. Eğer etrafımızda iyi insanlar olursa biz kötü olsak bile onların iyi oluşundan etkilenir ve biz de iyi olmayı isteriz. Bu yüzden çocuklarımıza da “Aman arkadaşlarını iyi seç!” demiyor muyuz?

Sonuç olarak; kendimize iyi bir çevre oluşturmak elimizde ve bunun da ilerleyen krizle birlikte inşa edilmesini zamanla mecburen yapacağız… Yoksa var olmamız mümkün olmayacak.

Hayata yaklaşımınızı, bakış açınızı, düşüncelerinizi değiştirirseniz o zaman dünyayı görüşünüz de değişir.

*Bu makale MUTLU MEYDAN tarafından kaleme alınmıştır.

 

About Şeyda Elif GÜVEN